Ana Menü
Ana Sayfa
Hoşgeldiniz
Kullanıcı Adı:

Parola:


Beni hatırla

[ ]
[ ]
Çevrimiçi
Ziyaretçiler: 2, Üyeler: 0 ...

en çok ziyaretçi: 49
(Üyeler: 0, Ziyaretçiler: 49) tarih : 22 May : 04:59

Üyeler: 481
En yeni üye: Garip12
Sayaç
Bu sayfa bugün ...
toplam: 0
tek: 0

Bu sayfa genel ...
toplam: 85829
tek: 40504

Site ...
toplam: 607034
tek: 66228
Son Ziyaretçiler
  • Yılmaz Arslan
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 5 gün, 18 saat, 2 dk., 46 sn. önce ]
  • Hailyzep
    [ 0 yıl, 0 ay, 3 hafta, 3 gün, 0 saat, 42 dk., 37 sn. önce ]
  • oqogyto
    [ 0 yıl, 1 ay, 1 hafta, 6 gün, 0 saat, 27 dk., 52 sn. önce ]
  • GustavoreX
    [ 0 yıl, 2 ay, 1 hafta, 3 gün, 3 saat, 3 dk., 14 sn. önce ]
  • Aktan Şahan
    [ 0 yıl, 2 ay, 1 hafta, 6 gün, 18 saat, 45 dk., 7 sn. önce ]
  • oğuz türkü
    [ 0 yıl, 9 ay, 0 hafta, 3 gün, 14 saat, 36 dk., 0 sn. önce ]
  • Garip12
    [ 0 yıl, 9 ay, 0 hafta, 6 gün, 22 saat, 24 dk., 20 sn. önce ]
  • HY
    [ 1 yıl, 1 ay, 0 hafta, 5 gün, 19 saat, 12 dk., 36 sn. önce ]
  • Çiko
    [ 1 yıl, 2 ay, 1 hafta, 5 gün, 9 saat, 34 dk., 43 sn. önce ]
  • İSKENDER
    [ 1 yıl, 8 ay, 1 hafta, 0 gün, 15 saat, 7 dk., 7 sn. önce ]
Diğer Haberler
Çeşitli Haberler
SİTE KULLANIMI HAKKINDA
Site Müziği Hakkında
Sarılar Köyü Hakkında

Orta Asya steplerinden 1210 yılında yapılmakta olan yolculuk , Sarı Kadın ve çocukları için , Rumkale yakınlarında sona erdi. Bu toprakları yurt edinen Çepni Ailesi , zaman içerisinde çoğalarak , bölge de bir çok Çepni Köyünün oluşmasına zemin hazırladı. İçe dönük bir yaşantı ile , Asya Oğuz kültürünü günümüze kadar yaşatmayı başarabilen nadir yerleşim bölgelerinden birisi olarak günümüze geldiler. Ziyaret adı verilen kutlamalar , gelenek ve göreneklerin yaşatılmasında en önemli göstergelerden birisi olarak sıralanabilir. Ziyaret bölgesinde , gönüllerde yeşertilen Hayat Ağaçları var olduğu sürece Oğuz Çepni boyu bu toprakları yurt edinmeye devam edecektir.
Çepni Boyu Hakkında

Oğuz Kaan Destanında , Oğuzhan yaşarken Boz Oklar ve Üç Oklar diye ikiye ayırdığı altı oğlu vr yirmi dört torunu olduğunu bildirilmektedir. Oğuz’un vefatı sonrası yerine Kün Han geçmiştir. Oğuz Atanın çok değer verdiği ve bilge bir kişi olan Irkıl Hoca , devletin devamlılığının sağlanması, ileride bir kargaşa meydan gelmemesi için, Oğuz Kaan’ın yirmi dört oğula birer lakap ve birer ongun ve hayvanlarına vurmaları için de birer damga tespit edilmesinin gerekli olduğu Kün Han’a söylemiştir. Kün han fikri beğenmiş ve Irkıl hocayı bu işi yapmak üzere görevlendirmiştir. Irkıl Hoca’nın da yirmi dört evladın her birine birer lakap, birer damga ve birer ongun tespit etmiştir.
Bu kaynağa göre Çepni, Üç Oklar’ın en büyüğü olan Kök Han’ın dördüncü oğludur. İlk kez bu destanda Çepni’nin manası üzerinde durulmuş ve Çepni, ”Nerede düşman görse durmayıp savaşan” (Kandaki yağı göre, derhal savaşır ve çarpar. Bahadır) şeklinde tanıtılmıştır. Ongununun ”Sunkur: Umay”, Ülüşünün (şölendeki et payı), Sol karı yağrın, sol yanbaş olduğu belirtilmiş ve damgası verilmiştir.
Çepniler Hakkında Kısa Notlarım



Çepniler , tarihsel süreç içerisinde kültürel kimliğini korumayı başarmış olan nadir toplumlardan birisidir. Zengin örf ve ananelerini bugüne kadar getirebilmelerinde en önemli pay ise ayıpçılık dediğimiz hadisedir.

Gerek cenaze , gerek düğünler olsun , gitmemek , o kalabalıkta bulunmamak , toplum yapısında ayıp sayılır. Toplumun bir arada bulunduğu her yer , fertler için mutlaka gidilmesi gereken yerlerdir. İyi günde ve kötü günde birlikte yapılan her etkinlik , kişileri psikolojik olarak etkilemekte , ayiniyet hissini kuvvetlendirmekte , bu şekli ile topluluk yapısını korumaktadır. Anadolu’ya gelindiği günden itibaren farklı görülen , yerleşik düzende yaşayanlar tarafından anlaşılamayan göçerler , son yüzyıl içerisinde şehir hayatı ile tanışmaya başlamıştır. Yüksek ahlaki değerler ve canlı kültürel yapısının zenginliği , göçer toplumların şehir yaşantısını yüzyıllar boyu engellemiştir.

Asya steplerinde de olduğu gibi , Oğuzlar , Anadolu’nun tabiatında bir parça olmayı başarmış , bu sebeple gözlerden uzak mutlu yaşayabilmiştir. İlk göçler sırasında ,Gazneliler Devletine yapılan yolculukta , şehirlerle yapılan temas , göçerleri oldukça şaşırtmış , taştan çadırlarda yaşayan insanlar , Oğuzları güldürmüştür. Şehirde yaşayan insanların başında ki devlet adamlarının hepsi , çocukların oynadığı tahta atlara binerek devletlerini yönetmektedir. Zamanla bu tahtadan oyuncak atlara taht denilecektir .Ancak , tahtı bulanın bahtı yoktur. Tahta ata binip , taş çadırlarda yaşayan şehirliler , düşman saldırılarında ,ağaca bağlı koyunlar gibi çaresizdirler. Oğuzlar ise düşmanlarını hiç beklemezler. Başı olmayan , oyuncaktan bozma tahta ata binebilmek için , siyasi dolaplar çevirmek , haksızlık yapmak , birilerinin yardımı gerekiyordu. Halbuki hakan kendisini ispat etmeli , halk ise tercihini kendisinden yana kullanmalıdır.

Oğuz halkı kendi hakanını kendisi seçer. Şehir insanlarının inançları daha bir gariptir. Tanrı’ya tapınmak için bir yerde toplanmak güzel , ancak neden her zaman aynı yerde göçerler için sorundur. Göçerlerin Tanrı’yı hissetmeleri için belirli zaman aralıklarında birilerinin kendilerine hatırlatması gerekmemektedir. Bu şehir insanları ne kadar farklı ve unutkan.. Tanrı her yerde . Otlaklarda özgürce ve güven içerisinde kanat çırpan kelebeğin kanadında ve şırılşırıl akan bir derede ki gün ışığının yansımasında değil midir ? İnsanlar yaratıcılarını sevdiği ve güzel bulduğu şeylerde ararlar. Tabiatın çıplak yapısı , Oğuzların sevgilisidir. Tabiatı bir bütün olarak görebilmenin yolu , Hür olmaktır.

İnanç ve yaşayış birleşenleri , tarihin her safhasında Oğuzları hür kılmıştır. Hürriyet yoksunluğu ile yok oluş aynı anlama gelmektedir. Cengiz Ata tüm halkı için nehirlerde yıkanmamayı ve doğasını kirletmemeyi emir etmişti. Bu emir Anadolu da bir çok bölgede hala uygulanmakta , nehir yönünden bir miktar içeride taşıma su ile banyo yapılmaktadır. Su içilen , yemek yenilen ve banyo yapılan yerler , nehirden öte mesafede ,birbirinden farklı ve dört ana yöne göre belirlenmektedir. Bu şekilde nehirlerde ve göllerde yaşayan tabiat ruhu ve diğer sakinleri incinmemektedir. Kullanım fazlası sular ise hayatın bir parçası olan ağaçlar ile paylaşılırlar.

Komşulara dolu gelen tabağın boş gönderilmemesi adetinde olduğu gibi , gölgesinden faydalanılan ağaçları serinletmek,tabağı dolu göndermektir.
Doğurgan olan ağaçlar , ilkbaharda yeşile bürünürler. Sonra cinslerine göre rengarenk meyveler sunarlar. Tanrıya sunulan bu ikramlar , yine Tanrının yansıması olan canlılar tarafından tüketilirler. Meyve vermeyen , yada meyvesi yeşil tonlara yakın ağaçlar ise , dilek ağacı olarak belirlenirler.Tabiata bu dokunuş ile dilek ağaçları rengarenk olurlar. Bu renkleri bir sunum olarak gören ve istifade etmek isteyen Canlılar, ağacın yanına geldiklerinde , Oğuzların türlü dilekleri ile karşılaşırlar. İplik ve yapraklardan yapılan mini beşikler, çocuk için yapılan dilekleri , günümüzde alyans olarak yapılan şekiller evlilik ve murat dileklerini yansıtır. Sırası ile mavi, yeşil , sarı renkli tonlarda çeşitli hastalıklar , murat istekleri , diğer dilekler sıralanırlar. Ağaçlara sıra ile konan kuşlar , bu haberleri gökyüzüne doğru havalanarak her yere duyururlar. Yaratıcı ise çok merhametlidir. Dualar edilerek edinilen bebek doğduğu anda , yine ağaçların , işlenebilen ve ağaca zarar vermemek için özenle seçilen parçalarından yapılan beşik ile hayata merhaba der. Ağacın dalları gibi bir o yana , bir bu yana sallanarak , bebeğin huzur ile uyumasını sağlayan beşikler , dualar ile hazırlanır , kötü ruhları kovmak için üzerine asılan , beşiğin ters yönünde sallanan bezlerle kullanılır.

Oğuzlar, merkez kaç kuvvetini , doğdukları anda kullanmaya başlar. Yaratıcının Katında bulunan , Cennette yaşadığına inanılan üzerlik ile yapılan işlemeler , beşiğe asılır. Nazar ası verilen kötü güçler bu üzerliklere çarparak bebeğe ulaşamaz. İçi boş bir fanus gibi , kendi kabında sağa sola çarpan üzerlik tohumlarının
çıkardığı ses , sadece insanlar tarafından duyulmazlar. Hele bir şekilde kırılırsa , onlarcası etrafa dağılır ve hemen oracıkta filiz verirler.

Üzerlik ayrıca tütsü işlemlerinde kullanılmaktadır. Çocuk büyümeye başladığında , eğer bir tarafını kırarsa , imdadına yine doğru kesilen iki dal ve bir parça bez yetişmeyecek midir ? Ve bir gün yaşlandığında , elinde tuttuğu asayı bırakıp , göğe uçmağa vardığında , ebedi istirahatgahına , iki ağaç direk arasına gerdirilen bir bezile , ki adına salacak denilir gitmeyecek midir ? Bu çocuğun son salıncağıdır. İnsanoğlu düz çizilen iki menzilde dayalı ,doğruluk ve dürüstlük kanatları ile yol almaktadır.

Anadolu’nun bir çok yöresinde ve bu coğrafyanın ötelerinde yaşayan Çepniler , arıcılık ile uğraşarak , ormanlarda bal sağarlar. Gaziantep’in Yavuzeli İlçesi Sarılar Köyünde yaşayan Çepni halkı ise , yakın bir zamana kadar , meşe ormanlarının meyvesi palamut ile su tuluklarını tabaklamakta idi. Su kaynağına belli bir mesafede kurulan köyde insanlar, bu tuluklar ile köyün ihtiyacı olan suyu getirebilmekte idi.

Yerleşik düzene geçildikten sonra , ziraatçiliği yine ağaçlar ile yapmış ve Antep Fıstığı üretimine geçmişlerdi. Mahsül kendi başına bir çok gıda ürününde kullanılmakta , sakız adı verilen salgısı ise bir çok derde deva olarak toplanmaktadır.

Toplayıcılık kültürünün hakimiyeti günümüzde de sürmekte , gerek yemek , gerekse şifa amaçlı bir çok ot , bilinçli bir şekilde tabiattan toplanmakta ve tüketilmektedir. Doğal hayat , Çepniler için yüzyıllardır olduğu gibi bir süper market ve eczanedir. Eski inançlardan gelen ve yeni inanç ile uyumlaştırılmış , ocaklık ise , ailelerde nesilden nesile taşınmış bir nev’i doktorluk tur.

Katarakt ve arpacıktan , bel ve baş ağrılarına kadar her türlü rahatsızlığın bir ocağı vardır. Bazen ocaklar ,bir kadın ve bir erkeğin ortaklaşa çalışması ile yol alır. Örneğin arpacık için , aynı ocağa sahip kadın ve erkeğin,parmağa sürülerek , hastanın gözüne değdirdikleri ağız salgısı bu hastalığa şifa vermektedir. Ya da kırık çıkık için durumun türüne göre , hasar gören yere konulan dövülmüş siyah et ve ya çiğnenmiş hamur gibi…..

Yusuf Dede Karkın Dedelik Ocağının , murat almak isteyenlerin omuzuna , şifa arayanlarınbaş , Kol ve Dizine üç kere yavaş şekilde ,Allah , Muhammed , Ali diyerek dokunması gibi…
Bazen dedeler , yaş ta tayin ederler. Öyle ki , Sana beş yirmi beş verdim denilerek , yüz yirmi beş yıl yaşayanlar gözlenebilir. Yusuf Dede Karkın’a daha sonra yine döneceğim.

Doğal bir bezelye olan Cılban’ı Türkmenler arasında bilmeyen yok gibidir. Pişirilerek ve ya pişirilmeden yenilebilen cılban , çeşit çeşitttir. Cılbana başka bir pencereden bakılırsa aile gibidir. Sıralı ve yanyana dizilerek , kendi kabuklarında hayat süregelir , sonrasında tohum olur etrafa saçılırlar.

Nitekim , ağızda lezzeti veren kabuğun içerisinde bulunan o tek tane değil dir,


Ali Aktan Şahan
Gönderen : Aktan Şahan tarih : Tuesday 16 June 2009 - 16:47:18 |Bu öğe yorumlara kapalı |birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur
İZİNDEYİZ...
Flash Clock
Play Music:


 
Chatbox
Yorum gönderebilmek için üye olmalısınız - lütfen giriş yapın yada kayıt olmak için buraya tıklayın


Henüz mesaj yok.
Sarilar.Cc Hakkında


Ilıcak su kaynağından
bir yudum suyu ,
Kaya Hardalınının tadını ,
Fıstık Ağaçlarının esintisi ile
gelen tertemiz havayı ,
Baharda açan çiçeklerin
çeşit çeşit kokusunu ,

Hayatlarının son demlerinde ,
bir kez daha
duyumsamak istediği halde ,
buna imkan bulamamış,
Tüm Canlar'a ithaf edilmiştir




Ilıcak'ı su kaynağını
hepimiz için
simge yapan şey ,
Dayanışmamızdır ,
Ortak değerlerimizdir,
Hatıralarımızdır,
Çok daha güzel su kaynakları
varken dünyada ,
Bizim için eğer Ilıcak Önemli idi ise ,
bunun altında yatan sebeb kaynağın
kendisi olamaz ,
Şeklen artık
olmamasına rağmen ,
hala adı konuşulabiliyor ,

Bize güzel görünen şey ,
aslında ne fıstık ağaçları ,
ne de kırmızı toprak
Bizlere güzel görünen ,
ne saylak taşları ,
ne de Ilıcak ...

BİRBİRİMİZİZ ,

Bizim sevdalarımızın üzerine
kimse baraj da kuramaz !!
Anket


Toplumsal Kalkınmanın En Önemli Aracı Nedir ?



Kültürel Dayanışma

Ekonomik dayanışma

Siyasal Dayanışma

Diğer Dayanışma modelleri

Facebook

Msn



Gönderen Aktan Şahan
Oylar: 352
Önceki anketler

Picture on the week
Picture on the week
Sarılar Köyü ve Gaziantep Çepnileri için
Bu site e107 cms kullanarak yapılmıştır, ve GNU Genel Kamu Lisansı ile korunmaktadır.
ALİ AKTAN ŞAHAN
 
Haberler : 2019
PtsSaÇrşPrşCumCtsPzr
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
 
Dil Seç


Latest Comments
bullet [haber] Diğer Milletlerin Gözü ile Çepniler ;
Gönderen fenomen : 01 Jan : 12:43
HELAL OLSUN

bullet [haber] Ay Yıldızlı Al Bayrak
Gönderen Gürbüz : 20 Sep : 01:25
Allahtan rahmet diler t [ more ... ]

bullet [haber] Cumhuriyet Devrinde Karadeniz Bölgesinde Çepniler
Gönderen Aktan Şahan : 09 Mar : 09:03
Do [ more ... ]

bullet [haber] Cumhuriyet Devrinde Karadeniz Bölgesinde Çepniler
Gönderen Şahin Çokbilir : 08 Mar : 03:50
Merhaba Ali AKtan karde [ more ... ]

 
Çevrimiçi
Ziyaretçiler: 2
Üyeler: 0
Bu sayfada: 1
Üyeler: 486, En Yeni: Garip12
Latest Forum Posts
No posts yet
No posts yet