Haber Öğesi : Cumhuriyet Devrinde Karadeniz Bölgesinde Çepniler
(Kategori: Çeşitli Haberler)
Gönderen Aktan Şahan
Friday 30 January 2009 - 15:02:11



Cumhuriyet Devrinde Çepniler

Cumhuriyetin ilk yılları ülke genelinde bir tamir ve tedavi evresidir. Öncelikli olarak da iktisadî hareketliliği sağlama faaliyetleri göze çarpmaktadır. Tarih boyu maden yatağı olarak kullanılan bir yörenin yeraltı zenginliklerinin çıkarılması için başka bir çare olmadığında ilk iş olarak yabancı şirketler devrede tutulacaktır. Millî Mücadele biterken (1922) Fransız Şark Keşif ve Tetkik Komitesi’ne Anadolu’da sadece Harşit Havzasında maden arama ve işletme izni verilecektir (BOA-CAK, 1506/73-45/30..18.1.1:4.54.2.)



1923’te ise Lozan’da da yer alan Chester İmtiyazları çerçevesinde Amerikan kalkınma Kumpanyası’na Anadolu’da 5 bin kilometrelik demiryolu yapma ve maden imtiyazları verilmiştir. Bu ray hatları arasında yöreyle ilgili olarak Doğu Anadolu – Karadeniz Demiryolu da yer almaktadır. Erzurum’dan gelecek olan hattın bölge geçişinin ya Harşit Vadisinden ya da Zigana Dağı üzerinden yapılması düşünülmüştür. 1924 yılında ibre Torul - Trabzon istikametinde iken 1926’da ibre Harşit Vadisi - Tirebolu cihetine dönmüştür (Yüksel, GTY/YT:2010). Sonuç olarak her ikisi de gerçekleşmemiş, ancak 1927’de Görele ile Tirebolu arasından denize dökülen Harşit Nehrinin sahil çıkışında bir asma köprü yapılarak hizmete açılabilmiştir (BOA, 15930/30..10.0.0:154.89..30.). Demiryolu macerası uzak bir zamana ertelen yöre için 1933 yılında bu kez karayolu yapımı gündeme gelecektir. Harşit - Torul Şosesi olarak adlandırılacak bu yolun yapımı da diğer yolun akibetine benzemiştir. 1935’te Başbakan İsmet İnönü’nün, 1936’da da Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın incelemeler yapma adına geldiği Harşit Vadisi için mutlu son ancak 1952’de, o da motorlu taşıtların güç bela gidebildiği, dar şeritli, adi şose mahiyetinde hizmete açılabilmiştir (Yüksel, GTY/YT:2010). Hâlbuki bu yolun açılabilmesi için Harşit isminin gündemde tutulabilmesi adına yöre halkı daha önce de değinildiği gibi üstüne düşeni on yıldan fazla zamandır bihakkın yapmıştır. Bu yol meselesini en az Harşit Havzası Çepnilerinin önemsediği kadar biz de önemsemekteyiz. Zira yüzyıl boyunca yöre halkına yönelik birkaç hizmetten biri olarak bilinen bu yol, yaşadıkları zor coğrafyanın bedelini bin yıllık tarih şeridinde fazlasıyla ödeyen Çepnilerin biraz hayvancılık ve biraz fındıktan ibaret geçim kaynakları için de bir çıkış yoludur. Karayolunun rantabl hale getirilmesi için 1975’te, demiryolu güzergâhı içinde 1976’da etütler yapılmıştır. Tirebolu - Torul Karayolu ancak 1998 yılında bitirilebilmiş fakat yüzyıl bittiği halde demiryolu inşasına başlanamamıştır (Yüksel, GTY/YT:2010).
İkinci önemli husus ise debisi yeterli ve akış ivmesi yüksek sayılan Harşit Çayına yapılacak elektrik santrali ve barajla yörenin kaderini olumlu etkileyecek bir projenin yapımına niyet edilmesidir. İktisadî verilerini Çepnilerde Ekonomik Durum bölümünde paylaşacağımız barajın tarihî serüven kısmını vermekle yetinelim. 1969’da Elektric Power Development Company firmasına Kürtün Barajı ile ilgili bazı harita paftalarının Japonya’ya [.........]ürülmesine dair izin istenecektir (BOA, 125946/113-121541/30..18.1.2:241.72..20.). İhale aşamasına 1986 yılında gelen barajın 2000 yılında yapımının bitmesi düşünülmüş ve ancak 2002 yılında tamamlanabilmiştir. Öncesinde Harşit Nahiyesinde kurulan Harşit Santrali’nden (küçük çaplı HES) ötürü Doğankent[3] olarak 1964’te ismi değiştirilen bucak 1990 yılında ilçe yapılacaktır (Yüksel, Aynı şekilde Harşit Havzasındaki diğer büyükçe yerleşim yerleri olan Kürtün, Çanakçı ve Güce[4] de 1990-1991 yıllarında ilçe olacaklar ve hiç olmazsa bu şekilde Devletin her ilçe birimindeki standart hizmetleri alma imkânı bulacaklardır. Bu arada 1989’da yine büyük bir sel felâketi geçiren Kürtün’ün merkezi Bakanlar Kurulu kararıyla Cayra’dan 5 km. daha aşağıdaki Uluköy’e nakledilecektir. Cayra ise Süme, Konacık ve Karaçukur köyleriyle mahalle düzeninde birleşerek Özkürtün adıyla yeni bir belde olacaktır. Böylece XIX. yüzyıl belgelerinde karşımıza çıkan Aşağı Kürtün - Yukarı Kürtün örneğinin bir benzeri tekrarlanmış olacaktır. Bu aşamada Harşit Havzasının en şanslı beldesi nehrin denize döküldüğü yerde bir liman işlevi gören Tirebolu kentidir. Asırlar önce yalnızca bir kaleden ibaret olan Tirebolu coğrafyanın sağladığı avantajları kullanarak yörenin doğal merkezi ve çıkışı haline gelecektir. Son olarak; Cumhuriyet Devrinde yörenin kısmen ihmal edilmiş bir görüntüde olması araştırmamızın bu faslının da sınırlı kalmasını sağlamıştır. İnşallah XXI. yüzyıl Harşit Havzası Çepnileri için tarihî arka planlarına yakışır bir şekilde gerçekleşir.



________________________________________
[1] Diğerleri; Kangana Şehitliği, Salihoğlu Şehitliği ve Güzeloluk Köyü Dağ Şehitliği’dir (Zengin, TT/YG:4).
[2] Güvende Pazarı ya da Yaylası olarak bilinen yer. Osmanlı Devleti sanki olacakları önceden sezmiş gibi Hicrî 1331 (1912) başında Kürtün Nâhiyesi Hükümetinin yazın Gövün/Güvende mevkiine ianeten (yardım yoluyla) inşa olunan Hükümet Konağına naklini istemektedir (BOA, 169/85:MV.).
[3] Enver Paşa zamanında da Harşit ismi ‘Büyüksu’ olarak değiştirilmek istenmiş ancak tutmamıştır (www.dogankentonline.com).
[4] Güçlü, çetin, meşakkatli, yorucu anlamlarına gelen Güce, Torul’un Sapmaz Köyü ve Kürtün’den gelen Çepnilerin kurduğu kabul edilen bir yerleşim yeridir (www.gucehaber.com)
alıntıdır



Haberin kaynağı : Sarılar Köyü Çepni Dostluk ve Kardeşlik Sitesi
( http://sarilar.cc/news.php?extend.49 )